7 Ağustos 2007 Salı

Ev Stüdyosu Kurma Rehberi



Son yıllarda en sevdiğin şarkıcı/gruplarla yapılan söyleşilerde bir şey dikkatini çekti mi? “Artık parçalarımızı bilgisayarda yapıyoruz”, “Ev stüdyomuzu kullandığımız için albüm maliyetini epey azalttık” gibi. Hadi onu geçtik, “Peheyt! doğru düzgün gitar bile çalamaz bu” dediğin arkadaşının iki ayda bir eline tutuşturuverdiği ve MTV’de gördüklerinden hiç de aşağı kalmayan demolardan gına mı geliyor? Aslında buradan çıkarman gereken iki kilit nokta var. Bir, evde oyun oynamak ya da İnternet’e bağlanmak için kullandığın bilgisayarında müzik yapabiliyorsun. İki, evde müzik yapmak stüdyoda albüm kaydetmekten daha ucuza mal oluyor. Birinci dersin sonu... Bilgisayarına çekeceğin bir iki ufak ince ayar sayesinde kendi işini kendin yapabilir, son bestende ömrü hayatında görüp göremeyeceğin enstrümanlara sololar attırabilirsin. Hem de etrafta onları çalacak kimse olmasa bile. “Bu da az buz masraflı değildir” diyorsan da “yok öyle bir şey” demeyi borç biliriz. Bilgisayarında upgrade etmen gerekenler de öyle aman aman şeyler değil, iyi bir ses kartı (ki bunu masraftan bile saymacağına eminiz), sequencer ve mixing programlarını ağız tadıyla kullanabilmek için az biraz ram, belki bir midi klavye ve yaptıklarını doğru dürüst duyabilmene ön ayak olacak bir ses sistemi. İşin en kıyak yanı, öyle aman aman müzik bilgisine sahip olman gerekmemesi. Yani ne gitar çalarken parmaklarının görünmez olmasına (gerçi fena bir yetenek de değil hani) ne de bir oturuşta bütün notaları kağıda dökmene lüzum var. Zaten, müziğin gelişimine bakarsan, teknolojinin yardımıyla güçlenmiş müzik aletlerinin yerinin ne kadar da büyük olduğunu iki saniyede göreceksin. Bu endüstrinin bir şekilde yürümesi gerektiği formülüne sırt yaslayan ve herkesin herşeyi yapamayacağını öngöreren bir takım zeki kimseler, “çarşıdan aldım bir tane eve geldim bir tane” önermesiyle, bir sürü başka enstrüman sesini taklit edebilen orgları icat etti. Bu da, kolaya kaçma geni baskın insanoğluna ilaç gibi geldi, biraz nota bilgisi ve klavyeyle onlarca enstrüman sesi çıkarabiliyor, egoya tavan yaptırabiliyordun.Tüm bu gelişmelerden sonra, geleceği görebilmek için kristal küre ovuşturmak ya da kahin olmak gerekmiyordu... Elektronik müziğin kalitesinin artması ve yaratılan seslerin eciş büçüş değil de gerçeğe yakın olmaya başlaması, evde müzik yapmanın tohumunu atan gelişmeydi. Çeşitli elektronik aygıtlar ve orta derecede nota bilgisi ile müzik yapmayı mümkün kılan cihazlar ise yırtacak fırsatı henüz yakalayamamış müzisyenlerin ekmeğine bal sürüyordu. Bal tutan da parmağını yalamak istediğinden olsa gerek, “ev stüdyosu” kavramı gündeme fena halde mevzilendi. ..

Hiç yorum yok: